Anasayfa / Medya izleme / “Doymuyorlar!”

04 Şubat

“Doymuyorlar!”

Gündemin öne çıkan haberleri Evrensel, Birgün ve Cumhuriyet gazetelerinin manşetinde yer aldı.

Birgün gazetesi manşetinde, “Doymuyorlar!” başlıklı habere yer verdi. Haberde, “Anayasa Referandumu sürecinde ‘Meclis’in gücü artacak, yasama yetkisi sadece Meclis’te olacak’ söylemiyle propaganda yapan AKP, tartışmalı bir konuyu daha gündeme getirdi. Buna göre Meclis’in daha kısa ve soyut yasalarla çalışmalarını sürdürmesi, daha net konuların ise Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri’ne bırakılması planlanıyor. Muhalefete göre bu adım, zaten etkisizleştirilen Meclis’in yetkilerinin neredeyse tamamen ortadan kaldırılması anlamı taşıyor. AKP’nin söz konusu planı, dün iki gazetede birden haber oldu. Hürriyet ve Türkiye gazetelerine sızdırılan konu, Meclis’in yasama yetkisini tamamıyla gasp anlamı taşıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da katıldığı toplantılarda Meclis’in yasama faaliyetlerinin değerlendirildiğinin öne sürüldüğü haberlerde, AKP yönetiminin yasa metinlerinin uzun ve ayrıntılı olduğundan şikayet ettiği belirtiliyor. İddiaya göre parti kurmayları, çalışmaların bu nedenle uzun zaman aldığını belirtirken Erdoğan ise konu hakkında çalışma yapılması için Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu’nu görevlendirdi. AKP kurmayları, ‘Düzenlemelerin, kısa ve öz olması, diğer alt başlıkların kararname veya yönetmeliklere bırakılmasını değerlendireceklerini’ kaydetti. 16 Nisan 2017 Referandumu’nda Cumhurbaşkanı’nın aldığı kararname yetkisini genişletme anlamı da taşıyan bu plan, muhalefetin tepkisini çekti. BirGün’e konuşan CHP’nin hukukçu milletvekillerinden Sezgin Tanrıkulu, ‘AKP ve Erdoğan, aslında parlamentonun yasa yapmasından değil, parlamentonun kendisinden rahatsız’ dedi. Anayasa değişikliğini hatırlatarak, ‘Zaten Meclis’in denetim yetkisi en aza indirilmiş durumda’ diyen Tanrıkulu, ‘Şimdi de bu düzenlemeyle yasa yapma yetkisini de parlamentodan alıp doğrudan Cumhurbaşkanı’na bağlamak istiyorlar’ ifadelerini kullandı. ‘AKP ve Erdoğan’a hiçbir şey yetmiyor’ diyen Tanrıkulu, tartışmaya açılan düzenlemeyi şöyle değerlendirdi: ‘Şu andaki düzenin demokrasi ve parlamenter rejimle zaten alakası yokken, bu düzenleme ile giderek ondan daha da fazla uzaklaşarak Türkiye tipi bir yeni rejimi kurmayı amaçlıyorlar. Ülkeyi yöneten, yasaları yapan 16 yıldır bizzat AKP. Yasaları, hukukçuların bile okuyup anlayamayacağı biçimde hazırlayanlar da kendileri. Çünkü her yasada, maddelerin içine bir çevrenin çıkarları için gizli ifadeler yerleştiriyorlar’” ifadelerine yer verildi.

“Bir nesli yitiremeyiz”

Cumhuriyet gazetesinin manşetinde, “Bir nesli yitiremeyiz” başlıklı haber yer aldı. Haberde, “Türkiye - Avrupa Birliği (AB) ilişkilerini değerlendiren AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christian Berger, ikili ilişkiler bakımından oldukça zor bir dönemden geçildiğini ancak yanlış anlamaların karşılıklı olarak ortadan kaldırılmaya çalışıldığını söyledi. ‘İkili düzeyde birtakım ilişkilerin geliştirilmesi anlamında ciddi çabalar sarf edildiğini görüyoruz’ diyen Berger, 2019 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ve Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk’ın katılacağı bir toplantı önerildiğini açıkladı. Berger, vize serbestisi konusunda ‘Her ne kadar bu kaydedilen ilerleme yeterli hızda olmasa da aslında bu alanda sürekli bir şeyler gerçekleşiyor’ diye konuştu. AB’nin ‘demokratik, istikrarlı ve ekonomik bakımdan refah içerisinde bir Türkiye’ görmek istediğini, bunun AB’nin de menfaatine olduğunu söyleyen Berger, ‘Önümüzdeki koca bir yılın nasıl geçeceğini kestirmek oldukça zor. Şu anda neredeyiz, hangi noktadayız ve ne tür hedefleri gerçekleştirmeyi planlıyoruz? Bu açıdan bakınca oldukça zor bir dönemden geçilmekte olduğunu söyleyebiliriz. 2016 yılındaki darbe girişiminin ardından 2017 de zor bir yıl oldu ama artık ikili ilişkilerin geliştirilmeye çalışıldığını, temas ve görüşme trafiğinin arttığı bir dönemde olduğumuzu görüyoruz. Yanlış anlamaların karşılıklı olarak düzeltilmeye, ortadan kaldırılmaya çalışıldığı bir dönemdeyiz. Cumhurbaşkanı ve diğer siyasi yetkililerin yaptıkları açıklamaları görüyoruz. AB üyeliğinin Türkiye için hâlâ stratejik bir hedef olduğu söyleniyor. İkili düzeyde birtakım ilişkilerin geliştirilmesi anlamında da ciddi çabalar sarf edildiğini görüyoruz. Üye ülkelerle yaşanan birtakım siyasi gerginliklerin azaltılması ve ortadan kaldırılması için ikili ilişkilerin geliştirilmeye çalışıldığını görüyoruz. Örneğin Hollanda Büyükelçisi yeniden Ankara’da görev yapmaya başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya’ya gitti. Avusturya Dışişleri Bakanı buraya geldi, Türk Dışişleri Bakanı Viyana’ya gitti... Komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesi, genişleme sürecinde olan ülkeler bakımından temel ilkelerimizden biri. Dolayısıyla Yunanistan ve Kıbrıs gibi siyasi birtakım gerginliklerin yaşandığı ülkelerle de ilişkilerin güçlendirildiğini görmek istiyoruz. Ayrıca AB Komisyonu’nun yıllık Türkiye raporunda altı çizilen, özellikle temel hak ve özgürlüklere ilişkin konularda bakanlıklardan birtakım işaretler, taahhütler geldiğini görüyoruz. Reform Eylem Grubu, 3 yıl sonra geçen ağustos ayında yeniden bir araya geldi ve ikinci toplantısını aralık ayı başında yaptı. Tespit edilmiş olan alanlara ilişkin ne tür çalışmalar yapılması gerektiğine dair planlar hazırlıyor. Bu yılın ilk yarısında da yeniden toplanmaları bekleniyor. 2019 yılında yüksek düzeyde toplantılar düzenlenmesini bekliyoruz. Bunlardan ilki ulaştırma alanında şubat ayı başında gerçekleştirilecek. Eylül sonunda ekonomiyle ilgili yüksek düzeyli bir toplantı yapılacak. Ortada somut bir tarih olmasa da Ortaklık Konseyi toplantısının da yapılması planlanıyor. Bu konsey, AB - Türkiye ikili ilişkileri bakımından önemli çalışmalar yürütüyor. Ayrıca AB Komisyonu Başkanı Juncker ve Avrupa Konseyi Başkanı Tusk’la birlikte, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılacağı bir toplantının yapılması da muhtemel’ dedi” ifadeleri kullanıldı.

“Eğitimde sorunlar yumağı”

Evrensel gazetesi manşetindeki, “Eğitimde sorunlar yumağı” başlıklı haberinde, “2018-2019 eğitim öğretim yılının ikinci yarısı bugün 920 bin 524’ü resmi eğitim okullarında, 200 bin 701’i de özel okullarda olmak üzere toplam 1 milyon 121 bin 225 öğretmen ve 18 milyona yakın öğrencinin ders başı yapmasıyla başlıyor. Eğitim ve öğretimin ikinci yarıyıl dönemine dair değerlendirmede bulunan Eğitim Sen Genel Sekreteri Velat Kaya, ‘Türkiye’de eğitim sistemi uzun süredir ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakılıyor. Eğitimin temel sorunlarına yönelik çözümsüzlük politikalarında ısrar, 2018-2019 eğitim öğretim yılının ilk yarısında yapılan düzenlemeler ve fiili uygulamalarla sürdürülmüştür’ dedi. Hükümetin eğitim ve öğretim sürecinde ortaya koyduğu tarzın, piyasacı ve kendi ideolojik gereksinimleri doğrultusunda olduğunu aktaran Eğitim Sen Genel Sekreteri Velat Kaya, ‘Bugün eğitim sistemimiz toplumsal cinsiyet eşitliğinden oldukça uzak ve giderek dinsel içerikler kazanan muhafazakar egemen ideolojinin denetimi altındadır. 4+4+4 ile birlikte eğitimde özelleştirmenin tarihte hiç olmadığı kadar hızlı gerçekleştiğini görüyoruz. Bu durum, kamusal eğitimin hükümet ve MEB işbirliğiyle çökertilerek, özel öğretimin devlet desteğiyle nasıl ihya edildiğinin kanıtıdır’ değerlendirmesinde bulundu. Mezopotamya Ajansı'na konuşan Kuya, anadilde eğitim sorunun uzun bir süredir devam ettiğini dile getirdi ve şöyle devam etti: ‘Türkiye’de anadili Türkçe olmayan yüz binlerce çocuk var. Bu konuda hükümetin ortaya koyduğu ciddi bir politika yok. Eğitim Sen olarak demokratik ve anadilde eğitimi savunuyoruz. Bu konuda devletin yaklaşımını samimi bulmuyoruz. Türkiye’de Türkçe dışında ana dilinde eğitim görmek isteyen tüm kesimlerin bu ihtiyacı siyasetler üstü bir ihtiyaçtır’” ifadelerine yer verdi.

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design