Anasayfa / Medya izleme / “Sağlıkta soygun”

11 Şubat

“Sağlıkta soygun”

Birgün gazetesi sağlık sistemindeki “soygun”u manşete taşıdı.

Birgün gazetesi manşetinde, “Sağlıkta soygun” başlıklı habere yer verdi. Haberde, “2006 yılında yasalaştırılan ve Ekim 2008’de yürürlüğe giren Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, vatandaşlara prime dayalı katkı üzerinden sağlıkta güvence sağlamayı amaçladığı iddiasında. Ancak, sağlık hizmetlerine ‘insana yaraşır bir biçimde’ ulaşabilmek için maalesef sadece Genel Sağlık Sigortası (GSS) primi ödemek yetmemekte. Öyle ki; vatandaş, sağlık kurumuna adım attığı andan itibaren muayene, tetkik, tıbbi malzeme, ilaç, reçete vs adı altında ek olarak cepten Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) katılım payı ve özel sağlık kurumlarına da ayrıca ilave ücret ödemek zorunda. SGK, hak sahiplerine sunduğu sağlık hizmeti için kamu ve özel ayrımı yapmaksızın tüm sağlık hizmet sunucularından (kamu ve özel sağlık hizmet sunucuları, eczaneler, optisyenler) protokol ve sözleşmeler yoluyla hizmet satın almakta ve sağlık hizmetlerini finanse ederken GSS kapsamında topladığı gelirlerden sağlık hizmet sunucularının sundukları hizmet karşılığı olarak ödeme yapmakta. Genel sağlık sigortası fon gelirlerini; işçilerin, kamu çalışanlarının ve diğer çalışanların ödedikleri sağlık sigortası primleri, devlet katkısı ve vatandaşlardan alınan tedavi katılım payları oluşturmakta. Genel sağlık sigortası fon gelirleri sağlık hizmetlerini karşılamak için yeterli gelmekte ve fazla vermekte. Sosyal Güvenlik Kurumu faaliyet raporu ve Sayıştay denetim raporlarından elde edilen resmi verilerin gösterdiği gibi; tedavi katılım paylarının da içinde yer aldığı genel sağlık sigortası fon gelirleri, genel sağlık sigortası kapsamında sağlanan sağlık hizmetlerini karşılamak için yeterli gelmekte hatta fazla vermekte. Ancak, SGK, genel sağlık sigortası fon varlığında kalması ve sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi için kullanılması gereken fon varlığını fonlar arası aktarımı yasaklayan ilgili yasa maddesini hiçe sayarak açıkları kapatmak için sosyal sigorta fonuna aktarmıştır” ifadeleri kullanıldı.
“Sizi kim affedecek?”
Cumhuriyet gazetesinin manşetinde, “Sizi kim affedecek?” başlıklı haber yer aldı. Haberde, “Kadın örgütlerinin mücadelesi ve kamuoyu tepkisiyle üç yıl önce geri çekilen ‘çocuk istismarcısına evlilik affı’ düzenlemesinin yerel seçime iki buçuk ay kala yeniden gündeme getirilmesine kadın dernekleri tepki gösterdi. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) Başkanı Canan Güllü, ‘Parlamentodaki kadın vekillerin partisi zemini ne olursa olsun bir araya gelerek kendi geleceklerini savunmaları için buradan çağrı yapıyoruz’ dedi. Kadın Cinayetleri Durduracağız Platformu Genel Başkanı Gülsüm Kav ise ‘Farklı paketleri için dolaylı bir şekilde önümüze getiriliyor. Bu yöntemin kendisini hukuk dışı buluyorum. Önümüze getirilen önerme 15 yaş altı cinsel birlikteliklerin ve zorla evlendirmenin affı anlamına geliyor’ diye konuştu. Raftan indirilip yeniden karşılarına çıkarılması planlanan ‘çocuk istismarcısına evlilik affı’ düzenlemesine tepki gösteren kadın örgütleri gerekirse yine sokağa çıkacaklarını, kapı kapı dolaşacaklarını söyledi. TKDF Başkanı Canan Güllü erken yaşta evliliklerin arttığına değinerek, ‘2016’nın sonunda TBMM’ye gece yarısı getirilen tecavüz önergesindeki 286 mağdurun affıyla ilgili konunun aslında raflarda kalması sivil toplum örgütlerinin tamamen karşı çıkmasıyla oldu. Bugün arka planda konuşulan ve öğrendiğimiz kadarıyla sayının 10 bin olduğudur. Bir buçuk yıl içindeki af telaşıyla erken yaş evliliklerin arttığını gözlemliyoruz. Bu en önemli argümanımız. 286 kişiden 10 bin kişiye gelen süreçte kaç çocuğun canı yandı, kaç çocuk erken yaşta zorla evlendirildi. Bunun arka palanında Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin olması da ayrı bir sorun’ ifadelerini kullandı. Kadın Cinayetleri Durduracağız Platformu Genel Başkanı Gülsüm Kav ise ‘15 yaş altındaki çocukla ilişki kurmuş olmayı biz nasıl affederiz’ diyerek şöyle devam etti: ‘Yıllar geçti kadın da büyüdü, erkek de 30 yıldır cezaevinde mağdur’ gibi bir durum çok tehlikeli. Çocuğa ve insanlık onuruna yönelik suçlar zamanaşımına tabi değildir. ‘Kadınların kendileri dile getiriyor’ bakış açısı da ‘kadınları zayıf, kocaları başları olduğu sürece geçinebilen varlıklar olarak görme’ konusu da çok tehlikeli. Bu nedenle dışarıda mağdur kadın varsa devletin yapması gereken onun ihtiyaçlarını bir erkeğe, kocaya bağlanmadan karşılamasıdır’” ifadelerine yer verildi.

“Türkiye birincisini mülakatla elediler”

Evrensel gazetesinin sürmanşetindeki, “Türkiye birincisini mülakatla elediler” başlıklı haberde, “Deniz Eren Demir… ÖSYM kayıtlarına göre 2016’da KPSS’de aldığı puanla fizik öğretmenliği alanında ikinci, 2018’de ise birinci oldu. 2016’da mülakat sonucu tercih yapmaya hak kazandı ancak İstanbul’a atama yapılmadığı için atama isteyemedi. Birinci olduğu 2018’de ise mülakat sonucu Demir’e ‘tercih yapmaya hak kazanamadınız’ dendi. Mülakat yönetmeliğine göre mülakatlarda ifade yeteneği, muhakeme gücü, iletişim becerileri, ikna gücü, eğitimcilik nitelikleri gibi kriterler ölçülüyor. Şimdi Demir, haklı olarak şunu söylüyor: ‘Ben geçen süre içerisinde ne oldu da kendimi ifade edemez hale geldim ve bu kadar farklı mülakat puanları aldım anlamış değilim’” ifadelerine yer verdi.   
 

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design