Anasayfa / Medya izleme / Hazır mıyız arkadaşlar?

09 Ağustos

Hazır mıyız arkadaşlar?

Günün öne çıkan haberi Yeni Yaşam gazetesinin manşetindeydi.

İktidar destekçisi gazeteler bir yandan ABD ile üzerinde mutabakata varılan “Barış koridoru”yla ilgili kaygılarını Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla dile getirirken (Bkz: “Hedef YPG’siz koridor”, “Münbiç gibi olmayacak”), bir yandan da yeniden Doğu Akdeniz’deki krize konsantre oldu.

Sözcü’yü de aralarına alan Yeni Şafak, Star, Karar, Takvim ve Türkiye gazeteleri Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın “Kıbrıs çıkarması’na geniş yer ayırdı.

Gündemin diğer öne çıkan haberleri Yeni Yaşam ve Birgün gazetelerinde yer alırken, Aydınlık gazetesinin, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Hazine ve Maliye Bakanlığı’na verilen şirketlere ortak olma yetkisini destekleyen manşeti dikkat çekti.

Yeni Yaşam gazetesinin manşetiyle başlayalım, ardından Kıbrıs’a uzanıp son olarak da Birgün ve Aydınlık gazetelerinin manşetine geçeriz…

Yeni Yaşam gazetesi manşetinde Abdullah Öcalan’ın çağrısına yer verdi. “Çözüme hazırım, gelin çözelim” başlıklı haberde şu ifadeler yer aldı:

“Türkiye ve Ortadoğu’da Kürt sorunu konusunda tarihi bir dönem yaşanırken, diplomasi ve görüşme trafiği artıyor, askeri tehdit ise sürüyor. Kuzey Suriye sınırında oluşturulması planlanan ‘güvenli bölge’ konusunda önceki gün ABD ile Türkiye’nin mutabakata vardığı açıklandı. Aynı gün PKK lideri Abdullah Öcalan, avukatlar Newroz Uysal ve Rezan Sanca ile İmralı’da görüştü. Asrın Hukuk Bürosu’ndan PKK lideri Öcalan ile yapılan görüşmeye dair açıklama yapıldı. Avukatlar, ‘Sayın Öcalan çatışma ve savaş politikalarındaki ısrar nedeniyle yaşanan gidişatı kaygı verici görmektedir’ dedi. Öcalan’ın, ‘Kürtlere yer açmaya çalışıyorum, gelin Kürt sorununu çözelim. Bir haftada çatışma durumunu, ihtimalini ortadan kaldırırım diyorum. Ben çözerim, kendime güveniyorum, çözüm için hazırım. Ancak devlet de, devlet aklı da gereğini yapmalıdır’ dediği paylaşıldı. Avukatlar, ‘Sayın Öcalan ister kendisini Kemalist ister Yeni Osmanlıcı olarak ifade etsin her iki anlayışın da Türk-Kürt tarihine ve ilişkilerine doğru ve tutarlı yaklaşmaları gerektiğini söylemiştir. Özal’ın 1993 yılında ‘savaşla çözüm olmaz’ sözlerine atıf yapan Öcalan, devlete Kürtlerin bir hukuku olacak mıdır?’ diye de sordu’ açıklaması yaptı.”

Bu haberden sonra Murat Sabuncu’nun dünkü yazısını hatırlatmakta fayda var. Sabuncu’nun, “Öcalan’a avukat görüş izninin, Kuzey Suriye anlaşması ile ilişkisi var mı?” başlıklı yazısının bir bölümü şöyle: “Kuzey Suriye’de ABD ile yapılan ‘anlaşma’nın duyurulduğu gün Öcalan’ı savunan avukatların bulunduğu Asrın Hukuk Bürosu tarafından yapılan açıklamada ‘Avukat Newroz Uysal ve Avukat Rezan Sarıca’nın Öcalan’ı ziyaret ettiği’ bilgisi paylaşıldı. Avukatlarının 2 Mayıs’ta yaptığı görüşmenin ardından Öcalan’ın Kuzey Suriye ile ilgili mesajını da hatırlarsak ‘anlaşma-Öcalan-avukat ziyareti’ arasında bağlantı düşünülmesi normal olur. Öcalan 2 Mayıs’ta ve 22 Mayıs’taki ziyaretlerde avukatlarıyla şu mesajları yollamıştı. Önce 2 Mayıs görüşmesi:

‘Suriye Demokratik Güçleri (SDG) kapsamında Suriye’deki sorunların çatışma kültüründen uzak durularak; içinde bulundukları konumun, durumun Suriye’nin bütünlüğü çerçevesinde Anayasal güvenceye kavuşturulmuş yerel demokrasi perspektifinde çözüme ulaştırılması amaçlanmalıdır. Bu bağlamda Türkiye’nin hassasiyetlerine de duyarlı olunmalıdır.’

Ve 22 Mayıs görüşmesi:

‘6 Mayıs'ta kamuoyuna sunduğumuz yedi maddelik mesajda önemli bir konu da Rojava, Kuzey Suriye, SDG ve Suriye'de sorunların çözümünün nasıl olması gerektiği maddesiydi. Bu konuda düşüncelerini tekrarladı. İmkân olursa Suriye'nin bütünlüğü içinde Kürt sorunu dahil Suriye'nin tüm sorunları konusunda pozitif rol oynayacağını söyledi. Kendi düşüncelerinin ve çözüm önerilerinin Suriye'nin sorunlarını çözeceğini, Kürtlerin ve diğer toplulukların temel haklarının anayasal güvenceye alınmasının zorunluluğunu da özellikle vurguladı.’

Bugün sabah saatlerinde görüştüğüm konuyu yakından izleyen bir kaynak, yazılmamak kaydıyla bazı noktaları anlattıktan sonra bu konuda şunları söyledi: “Kritik dönemde kritik görüşmeler ve avukatlara tekrar izin. Bu konuda bilgi var ama kırılgan bir süreç, fazla konuşmak istemiyorum.”

Başta Suriye’nin kuzeyi ve ABD ile ilişkiler, Türkiye yeni bir yola mı giriyor? Sanki kimi işaretler var. Göreceğiz…”

Akar tatile mi çıktı?

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın 4 komutanla birlikte Kıbrıs’a yaptığı “çıkarma” yandaş gazeteler de geniş yer buldu.

Yeni Şafak gazetesi manşetten verdiği habere, “4’lü ittifaka 4 komutanla cevap” başlığını attı. Haberde şu ifadelere yer verildi:

“Türkiye Doğu Akdeniz’deki haklarını korumakta kararlı. TSK, sondaj gemilerini savaş uçakları, firkateynler ve İHA’larla korurken dün sembolik bir adım geldi. Milli Savunma Bakanı Akar, Genelkurmay Başkanı Güler ve 3 kuvvet komutanıyla KKTC’yi ziyaret etti. Bu adım Atina’da enerji toplantısı yapan ABD, İsrail, Yunanistan ve Rum Kesimi’ne de cevap oldu. Erenköy Direnişi Törenleri’ne katılmak için KKTC’ye giden Akar, oldubittiye izin vermeyeceklerini söyledi. Akar, ‘Gücümüzün, kuvvetimizin test edilmemesini, bunun faturasının ağır olacağını her fırsatta lisanımünasiple söyledik. Oldubitti ile Türkiye ve KKTC’nin haklarının gasp edilmesine asla göz yumulmayacaktır’ dedi. Atina’daki 4’lü toplantıda, Doğu Akdeniz’deki doğalgazın Avrupa’ya taşınması projesi olan East-Med’in hızlandırılması kararı alındı. Türkiye karşıtı işbirliğinin kurumsallaşması için de adım atıldı. 4 ülke alınan kararların uygulamaya konabilmesi için teknokratlardan oluşan bir komite kurmayı kararlaştırdı.”

Star gazetesi habere manşetinde, “Doğu Akdeniz çıkarması” başlığıyla yer verdi: “Türkiye, ‘Erenköy Direnişi’nin 55’inci yıl dönümünde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne bakan Akar ve Genelkurmay komuta kademesiyle çıkarma yaparak tüm dünyaya ‘buradayız’ mesajı verdi. Doğu Akdeniz geriliminin gölgesinde gerçekleşen ziyaret Kıbrıslı soydaşlarımıza destek, Yunanistan ve Rum yönetimi ile birlikte hareket eden ülkelere karşı gövde gösterisi olarak yorumlandı. Bölgede barışın garantörü olduklarını hatırlatan Akar, ‘Türkiye ve KKTC’nin meşru hak ve menfaatlerini uluslararası hukuk dahilinde korumaya devam edeceğiz’ dedi.”

Türkiye gazetesi manşetin yanındaki habere, “Gücümüzü test etmeyin, sonucu ağır olur” başlığını atarken, Takvim gazetesi manşetinde yer verdiği haber için, “Bedelini ağır öderler” başlığını kullandı:

“Milli Savunma Bakanı Akar Kıbrıs’a gitti. Akdeniz’de Türkiye’yi kuşatmaya kalkışanlara net mesaj verdi: Türk devleti ve TSK olarak buradayız. Kıbrıs Türkü’nün haklarının gasp edilmesine asla göz yummayız. Barışçıl çözümden yanayız. Fakat bu, zafiyet olarak anlaşılmasın. Yanlış hesaplara gidilmesin. Gücümüzün test edilmesinin faturası ağır olacaktır”

Karar gazetesi manşetin altındaki habere, “Rumlar ‘oldu bitti’ye sarılıyor, Ankara ‘gaspa geçit yok’ diyor” başlığını attı ve “Doğu Akdeniz’de Rumlar’dan yeni kriz hamlesi… Atina’da ABD ve İsrail’in katılımıyla ‘Enerji Bakanları Konferansı’ düzenlendi. Rum kesimi temsilcisi, Washington ve Tel Aviv’in ‘tam destek güvencesi’ verdiğini söyledi. Atina’ya cevap Milli Savunma Bakanı Akar’dan geldi. Akar, ‘Akdeniz’de oldu bittiye, gaspa asla izin vermeyiz’ dedi” ifadelerine yer verdi.

Sözcü gazetesi ise habere ön sayfasının altında, “Komutanlar KKTC’de gövde gösterisi yaptı” başlığıyla yer ayırdı: “Bakan Akar ve kuvvet komutanlarının yavru Vatan çıkarması, Türkiye’yi tehdit eden Güney Kıbrıs’a yanıt oldu.”

“‘Ben devletim’”

Birgün gazetesinin manşetinde, “‘Ben devletim’” başlıklı haber yer aldı. Haberde şu ifadelere yer verildi:

“Kamunun harcamalarını denetleyen ve rapor halinde kamuoyuna sunan muhasebat Genel Müdürlüğü’nün denetim ve harcama analizi yapma görevi, önceki gün Resmi Gazete’de yayımlanan düzenlemeyle elinden alındı. İptal edilen görevler arasında, genel ekonomik stratejiler çerçevesinde temel politikalar oluşturmak, kamu yönetim ve kontrol süreçlerinde rehberlik etmek gibi uygulamalar geliştirmek de bulunuyor. Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle sadece kendine bağlı yeni bir devlet yapılanması oluşturdu. Geriye gitmeye gerek yok, son birkaç aya bakınca AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’la gelinen nokta ortaya çıkacaktır. Özerkliğiyle övündükleri Merkez Bankası Başkanı’nı görevden aldı, Varlık Fonu’nu, TRT’yi ve BİK’i kendisine bağladı. Varlık Fonu yardımcılığına ise damadını atadı.”

Aydınlık ekmeğinin peşinde

Aydınlık gazetesi ise dün oldukça tartışma yaratan, Hazine’nin şirketlere ortak olabilmesinin önünü açan düzenlemeyi fazlasıyla sahiplendi.

Gazete manşetindeki, “Devletçi adım” başlıklı haberinde, “Cumhurbaşkanı’na kamulaştırma yetkisi veren 43 sayılı kararnameyle birlikte kriz koşullarındaki ekonominin üretim gücünü korumak için yeni bir döneme girdik. Hazine borçlanmasının rekor kırdığı ortamda eldeki son kuruşun heba edilmemesi uyarısı yapıldı. Vatan Partisi kararnamede belirtilen yetkiyi ‘Ekmek Teknesini Koruma’ önerisiyle gündeme getirmişti” ifadelerini kullanırken, habere ek olarak verilen kutuda ise şu ifadeler yer aldı: “Vatan Partisi’nin ekonomi kurmaylarıyla 9 Kasım 2018’de toplanarak kapsamlı bir Üretim Devrimi Programı hazırlamıştı. Genel Başkan Doğu Perinçek’in ilan ettiği programın 10. maddesi şöyleydi: ‘iflas eden üretim kurumlarında Ekmek Teknesinin korunması ve üretimin sürdürülmesi için, kamu mülkiyetini, çalışanların toplu mülkiyetini ve işletme sahibinin özel mülkiyetini birleştiren karma mülkiyet biçimleri devreye sokulacaktır.”



Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design