Anasayfa / Medya izleme / “Virüs ile kriz arasına sıkıştık”

26 Mart

“Virüs ile kriz arasına sıkıştık”

Gündemin dikkat çeken haberleri Cumhuriyet, Birgün, Sözcü ve Evrensel gazetelerinin manşetindeydi

Cumhuriyet gazetesi manşetinde, “Virüs ile kriz arasına sıkıştık” başlıklı habere yer verdi. Haberde şöyle denildi:

“1.3 milyar nüfuslu Hindistan ve çok sayıda ülke ‘önce sağlık’ diyerek sokağa çıkmayı yasakladı. Türkiye’de ise ‘Evde kal’ çağrılarına karşın milyonlar çalışmak zorunda. Kamuda tam zamanlı çalışma sürüyor. Çok sayıda sektörde on binlerce işçi salgınla karşı karşıya. Bakan Soylu, sokağa çıkma yasağı sinyali verdi. İki bakanlığın ‘herkes kendi OHAL’ini uygulasın’ önermesi havada kaldı. İş hukukçusu Dr. Murat Özveri, çalışanların işleri ile sağlıkları arasında seçime zorlandığını belirtti. Özveri, ‘Çalışan evde kalsa işini, işe gitse sağlığını kaybedecek. Zorunlu sektörler dışındaki tüm işyerleri kapanmalı, yapılan ödemeler için servet vergisi getirilmeli’ dedi.”  

Gazete manşetin altındaki, “Aşıya muhtacız” başlıklı haberinde ise, “Virüs salgını, ekonomik ve sağlık alanına yaklaşımlardaki yanlışları, eksikleri ülkelerin yüzüne vurmayı sürdürüyor. Dünya salgına teslim olmuş durumda, ülkemizde de bir mücadele devam ediyor. Bağışıklık için aşı araştırmaları bilinen merkezlerde yoğunlaştı. Ancak bu konuda Türkiye’nin kısa sürede yapabileceği hiçbir şey yok. Konuya ilişkin bir dönem Türkiye’nin olası biyolojik saldırıya karşı koyma planlarını yapmış bilim adamlarına aşı konusunu sorduk. Verdikleri bilgiler, üzgünüz ama moral içermiyor. Genç Türkiye Cumhuriyet’nin 1928 yılında kurduğu ve süreçte tıbbiyeli Refik Saydam’ın adının verildiği Hıfzısıhha Enstitüsü bulaşıcı hastalıklar konusunda toplumu korumuş ve ciddi atılımlar gerçekleştirmiş. Ülkedeki yaygın salgınlarla başarılı bir şekilde mücadele eden, aşı-serum üreten, İkinci Dünya Savaşı’nda çiçek aşısı ihraç eden kuruma özellikle sağ iktidarların sempatiyle yaklaşamadığı bir gerçek. Hıfzıssıhha’nın uluslararası ilaç devleriyle mücadelesi her dönemde sürmüş. ‘Pahalıya niye üretiyoruz, ucuza dışarıdan alalım’ mantığıyla kurum şeytanlaştırılmış. 2004’te Aşı Üretim Enstitüsü, 2011’de kurumun kendisi kapatılmış. Salgın, insan sağlığının gelir kapısı haline dönüştürülmesinin yanlışlığını herkese anlattı. Dünyanın önde gelen ülkeleri, doktorlarına cerrahi maske bulamıyor. Sosyal devlet anlayışından ‘hınç’ alınamayacağını artık bizim de anlamamız gerekiyor. Enfeksiyon uzmanımız, ‘Artık tetanoz aşısını bile üretemiyoruz, ki üretimi en kolay aşıdır’ diye Türkiye’nin durumunu özetliyor. Uzmanlarımızdan dinlediklerimiz, aşı üretim altyapımızın olmadığını, teknoloji açığının inanılmaz boyutlarda olduğunu ortaya koyuyor. Bir salgın anında başka ülkelerdeki firmalara muhtaç olmanın ürküntüsünü ilk kez bu kadar yakından hissediyoruz. Saydam’ın, ‘Devlet idaresi A’dan Z’ye bozuktur, düzeltmek ister’ şeklindeki sözü sanırız halen geçerli” ifadelerini kullandı.

“Evdekal ama işe de git”

Birgün gazetesi manşetinde, “Evdekal ama işe de git” başlıklı habere yer verdi. Haberde şöyle denildi:

“Türkiye koronavirüs salgınına karşı yurttaşların evde kalması için kampanyalar düzenliyor. İktidar, yetkilileri her fırsatta “Sokağa çıkma yasağı ilan edilmeyecek, her birey kendi OHAL’ini uygularsa sorun kalmaz” tekinlerinde bulunuyor. Son olarak dün İçişleri Bakanı Süleyman Soylu benzer açıklamalarda bulundu. Ancak okullar tatil edilip 65 yaş üstü yurttaşlara sokağa çıkma yasağı getirilse de çalışanlar için tek bir somut adım atılmış değil. Devlet, kendi kurumlarını çok önemli dedikleri “iki haftalık” süre için bile iki haftalık bir süre için dahi tatil etme konusunda çok isteksiz. Yaklaşık 4 milyon 500 bin kamu çalışanının çok azı izinli ya da evden çalıştırılıyor. Kamu çalışanlarının dörtte üçlük bölümü her sabah işine gidip akşam evine geri dönmek zorunda. Yolda temas edecekleri hariç, işyerlerinde onlarca mesai arkadaşlarıyla birlikte çalışıyor. Devlet kurumlarına işlerini çözmek için gelen vatandaşlar hariç. Neredeyse her gün iktidar yetkilileri her akşam televizyonlara çıkıp yurttaşa evde kalın çağrısı yaparken, aynı gecenin sabahında milyonlarca çalışanın işe gitmesi de isteniyor. Üstelik neredeyse elle tutulur tek bir önlem almadan. Devlet bunu çalışanların önemli bölümünün sokağa çıkarmadığı 65 yaş üstü yaşlılarla, okullarını tatil ettiği öğrencilerle aynı evde kaldıklarını bilerek yapıyor. AKP iktidarı hiç kuşkusuz bu gerçeğin farkında. Bir başka farkında olduğu gerçek ise alacağı her önlemin kendisine yeni ekonomik ve sosyal sorumluluklar yükleyeceği. AKP bu sorumluluktan kaçıyor. Her saat ne kadar güçlü olduğunu anlatan AKP iktidarı salgına karşı yurttaşı yalnız bırakıp köşesine çekildi. Sürecin tüm günahını da evinde kalamayanların sırtına yükleyerek.”

“Bu gidişle şirketler ayakta kalamaz!”

Sözcü gazetesinin manşetinde, “Bu gidişle şirketler ayakta kalamaz!” başlıklı haber yer aldı:

“İktisat Profesörü Refet Gürkaynak, korona krizinin uzun sürmesi halinde vergi, prim ve borç ertelemelerinin, şirket kurtarmaya yetmeyeceğini söyledi. Bunlara nakit para verilmesini ve borçlarının üstlenilmesini önerdi. Bunların yapılmaması halinde çok sayıda şirketin batacağını belirten Gürkaynak şöyle konuştu: ‘Şirketlerin borçları bankalara kalır. O zaman da 10 yıldan daha fazla sürecek bir işsizlik ve yoksullukla karşı karşıya kalırız.’”

“Olağanüstü kıyak”

Evrensel gazetesi manşetindeki, “Olağanüstü kıyak” başlıklı haberinde, “Koronavirüs salgını nedeniyle kaygıyla çalışan işçilerin ücretli izin talebine kulaklarını tıkayan hükümet dün patronlara yeni bir destek daha açıkladı. İşçilerin taleplerine kulak tıkayan hükümet linyit ve taş kömürü çıkaran maden şirketlerinin maliyet artışlarını devlet kasasından karşılama kararı aldı. Cumhurbaşkanının imzasıyla alınan ve Resmi Gazete’de yayımlanan karar Türkiye’nin en zenginlerinden olan Koç ve Ciner Grubu’nu da kapsıyor. Koronavirüs salgınına rağmen yüz binlerce işçi geçinememe korkusuyla fabrikalarda, madenlerde dip dibe çalışmaya devam ediyor. Salgına yakalanmaktan çok işsizlik ve borç korkusuyla yaşayan işçiler ücretli izin talep etmelerine rağmen hükümet ‘Evde kalın’ demekten öte bir açıklama yapmıyor.” 

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
  10 Eylül 2016'da gözaltına alındı  
  22 Eylül 2016'da serbest bırakıldı  
  23 Eylül 2016'da tutuklandı  
  4 Kasım 2019'da hükümle serbest bırakıldı  
  12 Kasım 2019'da gözaltına alındı  
  13 Kasım 2019'da tutuklandı  

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design